Canlı Ders

Engellinin Hakları

SGK Sınav

SGK Becayiş

SGK Ailesi

İşte Çalışmalar

Yırtık bir kağıt parçası bile yetiyor! Vatandaş isyanda

0 Comments

Hem dünyada hem de Türkiye’de farklı dolandırıcılık yöntemleri ortaya çıkmaya devam ediyor. Teknolojinin gelişmesiyle sosyal medya ve internet üzerinden yapılan dolandırıcılığın yanı sıra klasik yöntem olan senetle dolandırma da binlerce kişiyi mağdur ediyor. Konuya ilişkin bir yazı kaleme alan Türkiye Gazetesi’nden Yücel Koç, “Teknoloji bu kadar gelişmiş iken hâlâ yırtık kâğıt parçalarını senet kabul edip, icra takibi yapmak nedir?” diyerek dolandırıcılık hadiselerine tepki gösterdi. Koç, “Otomobil, gayrimenkul satışlarında gösterilen hassasiyet, rakamın bu kadar yüksek olduğu meblağlarda niye gözetilmez, anlamak mümkün değil” ifadelerini kullandı.

İşte Yücel Koç’un o yazısı:

Altıncı yargı paketi ocak ayında Meclis’e gelecekmiş.

Barolar Birliği başkanlığına istedikleri profilde birini seçince -sol yumruklarını havaya kaldırıp, DHKP-C’liler gibi devrim marşı söyleyenler dâhil- bütün avukatlar dört gözle bu düzenlemeyi bekliyormuş.

Niye beklemesinler; düşük faizli kredi, zorunlu müdafaa ücretlerinin artırılması, ödedikleri vergilerde indirim, kamuda görevli olanların özlük haklarının iyileştirilmesi gibi pek çok maddeyi kabul ettirmişlerdi hükûmete.

Sonra…

Geçen hafta sonu Barolar Birliği Başkanlığı seçimi yapıldı, bu iyileştirmede büyük payı bulunan Metin Feyzioğlu avukatların oylarıyla devrildi!

Barolar Birliği “Yolumuz devrim yoludur, Gelin kardaşlar gelin. Yurdumuza Faşist dolmuş, Vurun kardaşlar vurun” diyen tiplerin yönetimine geçti.

Tabipler Birliği, Eczacılar Birliği gibi…

Bir kere daha anladık ki, bu memlekette en zor şey, vatansever olmaktı!

Neyse, mevzumuz bu değil.

            ***

Yeni pakette eminim yargının daha iyi işlemesi için bazı tedbirler düşünülmüştür.

Geçen hafta parlamento muhabirimiz Yücel Kayaoğlu’nun özel haberinde bazı detaylar vardı.

Mesela mesleğe yeni başlayanların tecrübe edinmesi için ‘hâkim ve savcı yardımcılığı’ getirilecekmiş.

Avukatların bilgi ve belge temin etmekte yasal yetkileri genişletilecekmiş.

Sonu hayır olur inşallah!

İş dönüp dolaşıp ‘insan’ faktörüne geliyor neticede.

“Vurun kardaşlar vurun” diyen avukatları görünce ‘insan’ ürpermiyor değil!

            ***

Paketin beni asıl meraklandıran kısmı; VATANDAŞIN ADALETE OLAN İHTİYACININ ne kadarını karşılayacağı.

Daha önce de çok yazdım, yine yazacağım…

Maalesef ki ya kanunlarımızdaki boşluklar suçluyu koruyor yahut yargı mensupları işini yapmadığı -veya kasıtlı sümen altı yaptığı- için dolandırıcılar, sahtekârlar ortalıkta fink atıyor.

Her gün okuduğunuz haberlere bakın mesela…

Hatta girdiğiniz sosyal medya mecralarına, telefonunuza gelen mesajlara, mailinize düşen linklere…

Her yer tuzak, birine düşmeniz an meselesi!

Hâşâ, dolandırıcı cennetiyiz sanki!

Hangi ülkede bu kadar dolandırıcılık hadisesi vardır, bilmiyorum.

Ama bizde bir gariplik olduğu muhakkak.

            ***

Açıkça söyleyeyim; bu paket adaleti sağlamakla ilgili vatandaşı rahatlatacak maddeler içermiyorsa dağ fare doğurur.

Örnek mi istiyorsunuz?

İşte Yozgat’ta dolandırılan iş adamı.

Adamcağız yıllarca Almanya’da çalışmış çabalamış, biriktirdiği parayla memleketine dönüp, yatırım yapmak, birilerine iş-aş vermek istemiş.

Nasıl bir ülkeye döndüğünü, bir kargocunun getirdiği paketi teslim alırken attığı imza ile anlamış ama artık ne fayda!

Paket teslim tutanağı diye adama 2 milyon 300 bin avroluk (Yaklaşık 35 milyon lira) kâğıt imzalatmışlar.

Sonra da bu imzayı senedin üstüne yapıştırıp, icraya başvurmuşlar.

Belli ki hâkim de senetten hiç şüphelenmeyip(!) takip başlatmış ve adamcağızın bütün malına el konmuş.

Ne kolay değil mi?

            ***

Allah’tan bu iş adamının parası pulu varmış da kanunlarımızın emrettiği(!) şekilde senette yazan rakamın yüzde 20’sini, yani 5 milyon 280 bin lira tutan teminatı yatırmış da icra takibi şimdilik durmuş.

Ya bu adamın kenarda o kadar parası olmasa n’olacaktı?

Veya sahtekârlar senede 2 milyon 300 bin avro değil de, yüzde 20’sini ödeyemeyeceği çok daha büyük bir rakam yazsaydı o zaman n’olacaktı?

Ben size söyleyeyim ne olacağını…

Bütün malını mülkünü kaybedecekti.

En fazla ağır cezada dolandırıcılık davası açtırabilecekti.

Tabii senedin üzerindeki rakama bakarak fiyat çeken avukata verecek parası varsa!

Yoksa avukat bile tutamayacaktı.

Tutsa bile ağır ceza davası sürecek, ancak icra davası durmayacaktı.

O dava sonuçlanana kadar da bütün malı zaten buhar olacaktı.

Yani, dolandırıcılık davasını kazansa bile elinde hiçbir şey kalmayacaktı.

Bu kadarını da dolandırıcılarla baş edebilirse yapacaktı.

Zirâ bu sahtekârlığı yapanların “güçlerine güvenmese” böyle bir şeye cesaret edebileceğini mi zannediyorsunuz?

Adamlar şebeke…

Kim bilir içlerinde kimler var, kimler!

Ve hepsi profesyonel…

Siz mevzuyu anlayayım, edeyim derken, onlar malınızı çoktan buhar ediyor.

Her gün çökertilen şebeke haberleri görmediğimize göre, demek ki bunlar ‘yakalanmamanın’ yolunu da gayet iyi biliyor.

            ***

Buna benzer bir hadiseyi yine bu köşede birkaç yazıma konu etmiştim(*).

Şu tesadüfe bakın ki o da malı-mülkü olan bir iş adamıydı ve onu mağdur eden senedin üzerinde de tamı tamına 2 milyon 300 bin avro yazıyordu(!)

Bunlar hep tesadüftür herhâlde!

Üstelik işleme konulan bildiğimiz matbu senet de değil, masanın kenarına tutularak yırtılan yarım A-4’ten ibaretti sadece.

Ve maalesef ki o mağdura senede itiraz için yatıracak teminat parası bile bırakmamışlardı.

Yakından takip ettiğim bu hadisede, iş adamı kendi çabalarıyla sahte senedin masasındaki bir sözleşmeden kopyalandığını tespit ettirdi, bunu savcıya sundu, savcı ağır cezada “güçlü şüphe” ile dolandırıcılara karşı dava açtı, ama onlar ilk celsede beraat etti!

İcra hâkimi ise ağır cezadaki bu dolandırıcılık davası sürecinde bile takibi durdurmadı, “O beni ilgilendirmez” dedi, senedi piyasada dolaşan bilirkişilere incelettiğini söyledi, iş bitti.

İşte maalesef böyle bir ülkede yaşıyoruz.

            ***

Birkaç gündür gazetemizde Yozgatlı iş adamından yola çıkarak bu yaraya parmak basıyor, yetkilileri elini-kolunu sallayarak milletin canına okuyan bu sahtekârlara karşı tedbir almaya çağırıyoruz.

İnanır mısınız, bu meselede o kadar çok mağdur var ki, kimi sesini duyurabiliyor, kimilerinden haberimiz bile olmuyor.

Bir vatandaşımız mesaj atmış, 2015 yılında, 300 bin liralık sahte senede karşı dolandırıcılarla pazarlık yapıp, 100 bin lira vererek kurtulduğunu anlatıyor.

Dolu böyle örnek…

Oysa, teknolojinin bu kadar ilerlediği bu çağda, hâlâ yırtık kâğıt parçalarını senet kabul edip, icra takibi yapmak nedir?

Otomobil, gayrimenkul satışlarında gösterilen hassasiyet, rakamın bu kadar yüksek olduğu meblağlarda niye gözetilmez, anlamak mümkün değil.

Hileli imza attırmak bir yana, birinin imzasını taklit etmek dahi bugünün teknolojisinde çok zor olmasa gerek…

Bu asla çözülemez bir mesele midir ki, yıllardır çözüm için tek adım dâhi atılmaz.

Vatandaş dolandırıcıların elinde inim inim inlerken…

Şu meselelerine çözüm olmayacaksa, hazırladığınız yargı paketi neye yarar?

KAYNAK: TÜRKİYE GAZETESİ

 Haber7 https://ekonomi.haber7.com/ekonomi/haber/3170994-yirtik-bir-kagit-parcasi-bile-yetiyor-vatandas-isyanda

No Comments

Leave a Reply