Canlı Ders

Engellinin Hakları

SGK Sınav

SGK Becayiş

SGK Ailesi

İşte Çalışmalar

Dolar için dikkat çeken hesaplama: İşte Türkiye için sürdürülebilir kur değeri

0 Comments

Haber7 yazarı Dr. Ahmet Yarız, döviz kurundaki gelişmelere ilişkin bir yazı kaleme aldı. Yazısında Dolar/TL’de yaşananları kronolojik bir şekilde anlatan Yarız, “Enflasyon haricindeki GSYH büyümesi, dış ticaret, kamu bütçesi ve finansmanı, işgücü ve istihdam, ödemeler dengesi vb makroekonomik göstergeler bir yıl öncesine göre çok daha iyi bir performans sergilemektedir. Gerek Reel Efektif Döviz Kuru (REK) gelişimi ve gerekse ekonomik göstergelerin büyük bir bölümündeki olumlu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, ayrıca güncel global ve yerel siyasi ve ekonomik görünümde radikal bir değişiklik olmadığı takdirde döviz kurundaki oynaklığın azalması ve makul bir sürede durulması beklenmektedir” ifadelerini kullandı. Olağan şartlarda ve ekonomi dışı süreçlerin etkilerinden arındırılmış kur hesabı yapıldığına ve bu hesabın ‘Adil Ekonomik Kur (AEK)’olarak isimlendirildiğine dikkat çeken Yarız, “USD/TL için 30 Kasım 2021 tarihinde 12,68 olan güncel kur, bu yaklaşım ile hesaplandığında 6,89 değeri elde edilmektedir” dedi.

İşte Ahmet Yarız’ın o yazısı:

Döviz kuru yurt içi ve yurt dışı ekonomik ile ekonomi dışı faktörlerden etkilenmektedir. Bu faktörlerden bir bölümü döviz kuru üzerinde doğrudan belirleyici iken bir bölümü ise etkileyicidir. Güncelde etkili olan ve aşağıda sayılan faktörler nedeniyle döviz kuru 2019 2020 ve 2021 yılında hızlı yükselmiştir.

2018 Ağustos ayındaki tweet krizinden sonra yurt dışından ülkemize sermaye girişlerinin yavaşlaması ve ardından net çıkışların yaşanması, 2020 yılının tamamında 50 Milyar USD civarındaki döviz akışında yaşanan olağan dışı daralma bunların başlıca sebepleri olarak gösterilebilir.

Bu daralmada etkili olan faktörler ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Covid salgını nedeniyle turizm gelirlerinde 25 Milyar USD civarındaki kayıp,
  • Altın ithalatında 15 Milyar USD civarındaki olağan dışı artış ve c Yurt dışı sermaye girişlerinin net çıkışa dönmesi ile oluşan 10 Milyar USD civarındaki döviz eksikliğinin) TCMB rezervleri üzerinde aşırı baskı oluşturması,
  • 2021 Yılı içinde ekonomi yönetiminde art arda yapılan değişimler, para politikalarında faklı yöne evrilmeler Eylül ayından itibaren politika faizlerindeki düşüşler

Ayrıca döviz kurunun gelecekte izleyeceği seyirde etkili olabilecek faktörler aşağıda yer almaktadır:

FED ve ECB başta olmak üzere gelişmiş ülke merkez bankalarının covid 19 salgını nedeniyle izlediği (bol likidite ve düşük faiz içeren) genişlemeci para politikalarının sonlanması ve yakın zamanda başlayacak faiz artırım sürecinin etkileri,

Bu politikalar bağlamında finansal piyasalar, emtia piyasaları ile gelişen ülke piyasalarından sermaye akımlarının tersine dönmesi,

Aralık 2021 ’de kurdaki aşırı artışlara sınırlandırmak amacıyla başlatılan kur garantili mevduatın uygulamasının etkileri,

2020 yılında döviz akışında yaşanan 50 Milyar USD civarındaki olağan dışı daralmanın, ödemeler dengesinde 2021 yılının ikinci yarısındaki olumlu performansın etkisiyle son çeyrekte pozitife dönmesi ve cari işlemler hesabının yılın tamamında 15 Milyar USD civarında oluşabileceği beklentisi,

Global piyasalarda Covid 19 etkisiyle bozulan üretim, tedarik ve lojistik zincirinde yeni yapılanmanın Türkiye lehine avantajlar oluşturması, Omicron varyantının 2022 yılında turizm sektörüne muhtemel etkileri

1 EVRE OCAK 2003 NİSAN 2013

Bu dönemde kur artışı solukça sınırlı düzeydedir. Siyasi açıdan çok sayıda gelişmeye rağmen ekonomik açıdan oldukça istikrarlı bir dönem olup, dönem içinde zaman zaman kur düşüşleri yaşanırken yıllık artış hızı sadece 1 civarındadır

2 EVRE MAYIS 2013 TEMMUZ

2018 Kur artışlarının hızlanmaya başladığı dönem olup yıllık artış hızı 33 ’e yükselmiştir FED’in parasal genişlemeyi sonlandırma anonsu ile başlayan global piyasalardaki dalgalanma, yurt içinde Gezi olayları, 17-25 Aralık operasyonları, Suriye Irak iç savaşı, seçimler, 2015 seçimleri sonrasındaki Hendek olayları, PKK ve DEAŞ’ın artan terör saldırıları politik gündemin ekonomi gündemin önüne geçmesine neden oldu. ABD ile ilişkilerin de çok boyutlu sorunlar etrafında gerginleşmesinin ekonomi ve piyasalar üzerinde oluşturduğu stres, döviz kurunu yukarı yönde tetiklemiştir. Bu gelişmelere ilave olarak 15 Temmuz darbe girişimi yönetimlerin gündeminin ekonomiden iç gelişmelere, güvenlik ve beka konularına yoğunlaşmasına neden olmuştur.

3. EVRE AĞUSTOS 2018-MART 2021

2017 yılı ortasından itibaren artış trendine giren döviz kuru Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili genel seçimlerinin erken alınması ile hız kazanmış, ABD ile yaşanan tweet krizi ile zirve yapmış ve 2018 Ağustos başında USD/TL 7,2 değerine ulaşmıştır. Ağustos ayından itibaren alınan parasal ve mali önlemlerin ağırlıklı etkisi ile 30 Kasım 2018’de 5,18 TL’ye kadar gerileyen USD/TL kuru bu tarihten itibaren politik risklerin baskısı ile tekrar artış trendine girmiş, özellikle covid-19 salgının etkilerinin tüm dünyada ve ülkemizde etkilerinin şiddetli bir şekilde hissedilmesi ile Mart 2020’den itibaren kur artışı hızlanmıştır.

Artışın hızlanmasında; ABD ile aramızdaki çok başlıklı politik sorunların zirve yapmasının etkisiyle ülkemize yönelik uluslararası sermaye akımlarının önce yavaşlaması ardından net çıkışların başlaması, covid-19 salgını nedeniyle net döviz girişi sağladığımız turizm sektöründeki daralmanın sadece 2020 yılında 25 Milyar USD’yi aşan kayba neden olması ve yine 2020 yılında altın ithalatının önceki yıllar olağan hacminin üzerindeki artış ile dış ticaret açığında 15 Milyar USD civarında bir yük oluşturması sonucunda oluşan döviz ihtiyaçlarının büyük bir bölümünün TCMB rezervlerinden karşılanması etkili olmuştur. Bu dönemde TCMB rezervleri 30 Milyar USD’yi aşan daralma sonrası 100 Milyar USD’nin altına gerilemiştir. Yurt dışı sermaye çıkışları ile birlikte ele alındığında toplamda 50Milyar USD’ye ulaşan ve ödemeler dengesi açısından daralan kaynaklar döviz kurları üzerinde baskı oluşturmuştur.

Bu gelişmelerin etkisiyle artışı hızlanan USD/TL, 9 Kasım 2020 tarihinde 8,48 kapanış seviyesi ile en yüksek değerine ulaşmış ve ardından ekonomi yönetimi sürpriz bir şekilde değişmiştir. Yeni başkanıyla TCMB, para politikalarında radikal adımlar atmış ve politika faizini 20 Kasım 2020 tarihinde % 10,25’ten %15’e ve 25 Aralık 2020 tarihinde de %17’ye yükseltmiştir. Bu adımların ardından USD/TL gerilemeye başlamış ve yılı 7,35 ile tamamlamıştır. Yurt dışı sermaye girişlerinin yeniden başlaması, dış ticaret açığı ve ödemeler dengesindeki olumlu beklentilerin etkisiyle USD/TL’de düşüş hızlanmış ve 15 Şubat 2021’de 7,00 seviyelerinin altına gerilemiştir.

Öte yandan TCMB rezervlerinde önceki yıllardan farklı olarak altın payının% 50’lere yaklaşması ve azalan USD payı rezervler konusunda piyasa algısında ilave tereddütlere neden olmuştur. Bu tereddütlere karşın TCMB rezervlerinde altın miktarının ve payının düzenli olarak artırılmasının ülke açısından orta vadede stratejik ve finansal katkıları olduğu hususu unutulmamalıdır.

4.EVRE (NİSAN 2021-ARALIK 2021)

Döviz kurunda aşağı yönlü gelişmeler beklenirken Mart 2021’de TCMB sürpriz bir şekilde değişmiştir. Başkan değişimi ile birlikte faiz politikalarında değişim sinyalleri ve Ağustos ayından itibaren politika faizlerindeki beklenemedik düşüşler kurların yeniden yukarı yönlü hareketlenmesine neden olmuştur.

Enflasyonun yurt dışında enerji, emtia ve gıda fiyatları öncülüğünde, yurt içinde ise yurt dışına ilave olarak kur artışları ile yükselmesine karşın TCMB faiz indirimlerine devam etmesi kurlardaki artışı hızlandırmıştır. TCMB Aralık ayında faizleri % 14’e indirmiş ve toplam indirim tutarı 500 baz puana yükselmiştir. USD, faiz indirimlerinin etkisiyle Aralık ayı içinde içi işlemlerde 18 TL’yi geçerek bütün zamanların rekorunu kırmıştır.

Bu rekorun ardından TL cinsinden mevduatlara kur garantili koruma uygulaması başta olmak üzere alınan tedbirlerin etkisiyle USD sert bir düşüş trendine girmiş ve gün içi işlemlerde 10,3 TL’ye kadar gerilemiştir. Güncelde kurda dalgalanma boyutu azalmaya başlamış olup 11 -12 aralığında ılımlı bir dalgalanma sürecindedir.

Güncel döviz kurlarının farklı kriterler kullanılarak düzeltilmesiyle Reel Efektif Döviz Kuru Endeksi (REK) hesaplanmaktadır. Ülkelerin para birimleri arasındaki enflasyon farklarının düzeltilmiş halini ifade eden REK, ekonomilerin rekabet güçlerinin değerlendirilmesinde yakından takip edilen önemli bir makro ekonomik gösterge olup güncel kurun hangi oranda gerçekçi olduğunu göstermektedir. REK’in 100 değerinin altında ve azalan bir trend izlemesi yurt içindeki mal fiyatlarının göreli olarak ucuzlaması ve ihracatta rekabet gücünün artması REK’in 100 değerinin üzerinde ve artan bir trend izlemesi ise ithal mal fiyatlarının göreli olarak ucuzlarken yurt içindeki mal fiyatlarının yine göreli olarak pahalılaşması ile ithalatın avantajlı hale gelmesi ve ihracatta rekabet gücünün azalması olarak yorumlanmaktadır.

Döviz kurları ve REK arasında asimetrik (ters yönlü) bir ilişki bulunmaktadır Ekonomik ve politik risklerdeki artışlara bağlı olarak kurlarda yaşanan hızlı yükselişler REK’in düşüşüne yol açmaktadır.

1 EVRE (OCAK 2003 NİSAN 2013)

REK’in bu dönemdeki ortalaması 100 ’ün üzerinde ve 112 civarında olup bir başka ifadeyle TL istikrarlı bir şekilde gücünü korumaktadır. REK en yüksek değeri olan 128’e bu dönem içinde (Aralık 2007 ulaşmış olup anılan tarihlerde USD/TL’nin 1,17 civarına gerilediği unutulmamalıdır. Nisan 2013 hem global anlamda hem de yerel bağlamda önemli kırılmaların yaşandığı kritik bir tarihtir. Global finansal piyasalarda FED’in bilanço küçültme sürecinin başlayacağını açıklaması ile başlayan endişelere ilave olarak ülkemizdeki Gezi Olayları bu dönemin sona ermesinde etkili olmuştur

2 EVRE (MAYIS 2013 TEMMUZ 2018)

Bu dönemdeki REK ortalaması ilk dönem ortalamasının ve 100 değerinin hemen altı olan 98 seviyesine gerilemiştir. Bir başka ifadeyle TL değer kaybı sürecine girmiştir. Dönemin başlangıcında sınırlı bir zayıflamaya maruz kalan TL’de 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından zayıflamanın arttığı ve özellikle Ağustos 2018 ’den itibaren hızlandığı görülmektedir.

3 EVRE (AĞUSTOS 2018 MART 2021)

Dönem, Türkiye ABD ilişkilerinde Rahip Brunson-S 400-Halkbank vb nedenlerle yaşanan gerilimler ve ABD Başkanının ülkemizi aleni olarak tehdit ettiği tweet krizi ile başlamaktadır. Bu tarihten sonra kur hızla artarken REK aynı hızla gerilemeye başlamıştır. Ülkemize özgü bu politik riskin makroekonomik dengeler üzerindeki tahribatı onarılmaya çalışılırken, 2020 yılında dünya ekonomilerini zorlayan Covid-19 salgını ülkemiz ekonomisinde kur ve REK üzerinde olumsuz baskıyı artırmıştır. Bu dönemde REK ortalaması 74 civarındadır.

4 EVRE

Covid-19 ’un ekonomiler üzerinde artan etkileri, global piyasalardaki enerji, emtia ve gıda kaynaklı yüksek enflasyon, 2020 yılındaki ödemeler dengesi açıklarının TCMB kaynakları finanse edilmesine bağlı olarak azalan rezervlere yönelik endişeler, ekonomi yönetiminde sık değişiklikler, Eylül ayından itibaren TCMB politika değişikliğine giderek faiz indirme sürecini başlatması ile kurlardaki artışlar hızlanmıştır. Kurdaki hareketlere bağlı olarak REK’in düşüşü hızlanmış ve TL, gelişen ülke para birimlerine göre daha fazla değer kaybetmiştir. REK’in dönem ortalaması 60,5 olarak gerçekleşirken, Ocak 2003 ’ten beri hesaplanan en düşük değerine yine bu dönemde Kasım 2021 ’de ulaşmıştır.

TCMB dışında uluslararası yatırım bankası JP Morgan’da reel efektif kur endeksini hesaplamaktadır. JP Morgan Endeksinin gelişen ülkeler grubunda Brezilya, Meksika, Güney Afrika, Hindistan, Rusya ve Türkiye yer almaktadır.

Yukarıda yer alan ve TCMB tarafından hesaplanan REK’e göre TL’nin maruz kaldığı olağan dışı değer kaybını JP Morgan’ın REK göstergesi de teyit etmektedir. Hatta JP Morgan’a göre TL’deki değer kaybı TCMB tarafından hesaplanan değer kaybından daha da fazladır. JP Morgan’a göre TL değerinin, 2016 yılsonuna kadar gelişen ülke para birimlerinin ortalamaları civarında seyrettiği ancak 2017 yılı başından itibaren diğer gelişen ülke para birimlerinden negatif yönlü ayrışarak değer kaybettiği görülmektedir.

1 EVRE (OCAK 2003 NİSAN 2013)

REK’in bu evredeki ortalaması 100 ’ün hemen altında ve 94 civarında olup bir başka ifadeyle TL istikrarlı bir şekilde gücünü korumaktadır. REK en yüksek değeri olan 105’e bu dönem içinde (Aralık 2007) ulaşmış olup anılan tarihlerde USD/TL’nin 1,17 civarına gerilediği unutulmamalıdır.

2 EVRE (MAYIS 2013 TEMMUZ 2018)

Bu dönemdeki REK ortalaması, ilk dönem ortalaması olan 94 değerinin altı olan 80 seviyesine gerilemiştir. Bir başka ifadeyle TL değer kaybı sürecine girmiştir.

3 EVRE (AĞUSTOS 2018 MART 2021)

Yukarıda anlatılan nedenler ve gelişmeler kur ve REK üzerinde olumsuz baskıyı artırmıştır Bu dönemde REK ortalaması 58 civarındadır.

4 EVRE

Bu evrede TL’nin değer kaybına bağlı olarak REK gerilemeye devam etmiş ve JP Morgan tarafından hesaplanmaya başladığı tarihten itibaren en düşük değer yine bu dönemde, 37,5 ile Kasım 2021 ’de görülmüştür. Ortalamanın 48 2 olduğu bu evrede TL’nin değer kaybı giderek hızlanmış ve TL gelişen ülke para birimlerine göre daha fazla değer kaybetmiştir.

Hesaplamaları göre TL, 2018 yıl ortasından itibaren gelişen ülke para birimlerinin ortalamalarından negatif ayrışmakta ve daha fazla değer kaybetmektedir. JP Morgan endeksine göre TL, TCMB endeksi tarafından hesaplanandan daha fazla değer kaybetmiştir. Bu durum TL’de yaklaşık üç yılı aşan bir süredir yaşanan kayıpların, ekonomik bağlamdan uzaklaştığını ifade etmektedir.

Öte yandan enflasyon haricindeki GSYH büyümesi, dış ticaret, kamu bütçesi ve finansmanı, işgücü ve istihdam, ödemeler dengesi vb makroekonomik göstergeler bir yıl öncesine göre çok daha iyi bir performans sergilemektedir. Gerek REK gelişimi ve gerekse ekonomik göstergelerin büyük bir bölümündeki olumlu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, ayrıca güncel global ve yerel siyasi ve ekonomik görünümde radikal bir değişiklik olmadığı takdirde döviz kurundaki oynaklığın azalması ve makul bir sürede durulması beklenmektedir.

Döviz kurunda son dört yılda yaşanan yüksek artışlar ve dalgalanmaların sonucu oluşan kur seviyesinin reel bir ekonomik tabana dayanmadığı ve spekülatif atakların bir sonucu olduğu tartışmaları gündemdedir. Bu bağlamda uluslararası gösterge niteliği taşıyan Reel Efektif Döviz Kuru (REK) kullanılarak TL’nin reel değerini belirlemeye yönelik, olağan şartlarda ve ekonomi dışı süreçlerin etkilerinden arındırılmış kur hesabı yapılmakta ve ‘Adil Ekonomik Kur (AEK)’olarak isimlendirilmektedir.

USD/TL için 30 Kasım 2021 tarihinde 12,68 olan güncel kur, bu yaklaşım ile hesaplandığında 6,89 değeri elde edilmektedir. Bir başka ifadeyle USD/TL için 12,68 olan güncel kurun AEK değeri 6,89 olup güncel kura göre 5,79 TL bir aşırı değer kaybı ekonomi dışı faktörlerden kaynaklanan risk primi bulunmaktadır. Bu risk primini oluşturan unsurlar global ve yerel olarak iki ana grupta toplanmakta ve içeriğinde FED-ECB faiz ve likidite politikaları, uluslararası sermaye hareketleri, Covid 19 salgını, ülkemizdeki seçim süreçleri, ABD ile aramızda yaşanan başta çok başlıklı sorunlar, ülke güvenliğine yönelik tehditler, temel makro ekonomik dengelerde bozulma endişeleri, ekonomi yönetiminde yaşanan değişmeler, global ve yereldeki yüksek enflasyon endişeleri, TCMB’nin düşük faiz politikaları gibi farklı konular yer almaktadır. Bütün bu sorunların bileşimi ise risk primi olarak TL’nin değerinin aşınmasına ve güncel kur ile AEK arasındaki farkın büyümesine neden olmaktadır.

TL’nin değer kaybı, hesaplamanın yapıldığı 2003 yılından global krizin yaşandığı 2008 yılına kadar doğal dalgalanma bandı içinde seyretmiş ve güncel kur ile AEK arasındaki fark 10 ’luk bant içinde seyretmiştir. 2008 Global krizi ile birlikte fark 20’lere kadar ulaşmış ancak 2010 Şubat ayından itibaren yeniden önceki dönemlerdeki doğal aralık olan 10 bandının altında işlem görmeye başlamıştır.

TL, 2017 yılı başından itibaren ağırlıklı olarak ABD ile yaşanan sorunların beslediği politik risklerin etkisiyle hak etmediği bir değer kaybına maruz kalmış, Ağustos 2018 ’den itibaren değer kaybı hızlanmış ve güncel kur ile AEK arasındaki fark büyümüştür. Aradaki farkı 2017 yılı başlarında 12’ler civarındayken 2018 yılı III çeyreğinden (tweet krizi) itibaren hızlı yükseliş sürecine girmiştir Kasım 2021 verilerine göre günceldeki 12,68 USD/TL kuru ile AEK arasındaki fark 5,79 TL ve 84 civarındadır

Güncel Kur ve Adil Ekonomik Kur ( kavramlarına ilave olarak Sürdürülebilir ( Kur kavramı ele alınmaktadır. Sürdürülebilir kur aşağıdaki makro ekonomik göstergeleri dikkate alan optimum kur olarak tanımlanmaktadır:

Türkiye’nin artan ihracat trendini destekleme

İhracatın dünya pazarlarında rekabetçi gücünü koruma

İthalat fiyatlarını özendirici olmaktan uzak tutabilme

Enflasyonu tetiklemeyen ve enflasyon yönetimine ılımlı destek sağlama

Sürdürülebilir kur hesabında, piyasa dinamiklerine de uygun bir şekilde dar bir bantta ve ılımlı dalgalanmaya uygun bir aralık dikkate alınmaktadır. Sürdürülebilir kur aralığı hesabında REK’in 2003-2021 Kasım dönemi değer aralıkları ile enflasyon, dış ticaret, ödemeler dengesi vb kurun etkilediği ve kuru etkileyen makro ekonomik faktörler dikkate alınmaktadır. Bu yaklaşıma göre güncelde ülkemiz için sürdürülebilir kur seviyesi 9,84-11,48 TL aralığında hesaplanmaktadır.

Döviz kurundaki aşağı ve yukarı yönlü hızlı oynaklıklar fiyatlama, beklentiler, yatırım vb tüm iktisadi faaliyetlerin sağlıklı, öngörülebilir ve istikrarlı bir zeminde oluşmasını engellemekte, kurdaki hızlı artışlar enflasyon başta olmak üzere, ödemeler dengesi, büyüme ve bütçe performansı üzerinde bir bölümü hemen bir bölümü de gecikmeli olarak ortaya çıkan tahribatlara neden olmakta ve ekonominin temel dinamiklerini tehdit etmektedir. Öte yandan hızlı yükselişler sonrasındaki düşüşler ise oluşan tahribatları kısa zamanda onarıcı etkiler üretememekte ve ekonominin temel dinamiklerindeki iyileşme süreci daha uzun bir zamana yayılabilmektedir. Bir başka ifadeyle hızlı yükselen döviz kurunun geri çekilmesi nispeten uzun bir zamana yayıldığı takdirde makro ekonomik göstergelerde oluşan tahribatların onarılması daha uzun zamana yayılmaktadır.

USD/TL’nin hesaplanan aralığın alt basamağı 9,84 ’ün altına gerilemesinin, yukarıda sayılan makro ekonomik dengelerde neden olabileceği olumsuz etkileri sınırlandırmak için gerileme eğilimindeki kurun daha da düşmesinin önüne geçilmesine yönelik tedbirlerin alınması gerekebilecektir.

Öte yandan kurda özellikle son bir yılda yaşanan hızlı yükselişlerin enflasyonda kalıcı etkiler ürettiği dikkate alındığında, yeniden başlayan gerilemenin hızlanması enflasyon düşüşüne katkıda bulunamayacaktır. Kurların, ihracatın cazibesini azaltacak ve ithalatı özendirecek düzeyde ve yukarıda hesaplanan aralığın alt bandının da altına düşmesi ihtimaline karşı sürdürülebilir kur seviyesinin korunması ana amacına yönelik aşağıdaki tedbirler alınmalıdır.

a) Döviz satın alarak rezervlerin güçlendirilmesi ve

b) Enflasyondaki gelişmeler paralelinde para politikalarının etkinliğini dikkate alarak yılın ikinci yarısına gelmeden ön yüklemeli faiz indirimlerinin gündeme alınması

KAYNAK: HABER7

 Haber7 https://ekonomi.haber7.com/ekonomi/haber/3177343-dolar-icin-dikkat-ceken-hesaplama-iste-turkiye-icin-surdurulebilir-kur-degeri

No Comments

Leave a Reply